14 Ekim 2010 Perşembe

Koleksiyoner BEN : Şişeler . . .

Dönem dönem bişeylere takıyorum ben,küçük hayvan bibloları,çanlar,şişeler,matruşhkalar  gibi.
Ve gittiğim yerlerden değişik şeyler bulursam topluyorum.
Genelde eski olanları tercih ediyorum, yaşanmışlık ve anı barındırdıkları için içlerinde.
Bugün sizinle topladığım şişelerimin bi kısmını paylaşıcam,bukadarını bulabildim evde,hepsi biyerlerde paketlenmiş ve benim onları alıp götüreceğim günü bekliyor ...
Yukarda gördüğünüz şişelerin çoğu Bakü'den,yaşlı Rus teyzelerin çeyizlerini sattığı bir sokak var oralardan toplama.
Şişelerden birinin içinde kuğu var,birinin içinde şeytan,Şeytan olan renksiz cam olduğu için pek belli olmuyor fotoda,Şişede ki şeytan sanırım,içkinin şeytandan olduğuna dair bir gönderme,ne diyeyim,yaratıcı...
Tepsi alaçatıda bir antikacıdan alınma,ama eski değil,eskitilmiş sadece.

 





Öğrenci BEN : Artık biliyorum ...

Artık Biliyorum; Tek bir gerçek dostun sana bir ömür yetebileceğini,
Artık Biliyorum;Susmanın konuşmakdan daha zor ama daha doğru olduğunu,
Artık Biliyorum;aklımdan geçen en ufak bir art niyetin eninde sonunda ve dönüp dolaşıp beni gelip bulacağını
Artık Biliyorum;İnsanları yargılamadan oldukları gibi kabul etmek,öyle sevmeye çalışmak ve onlarla savaşmamak gerektiğini,
Artık Biliyorum;başkasında eleştirdiğim birşeyi yapmadan ölmeyeceğimi,
Artık Biliyorum;insanları gerçekten tanımadan,haklarında bir karara varmamak gerektiğini,
Artık Biliyorum;herkesi mutlu etmenin ilk yolunun ,önce kendimi mutlu etmekden geçtiğini,
Artık Biliyorum,deneyimlerimi her nekadar anlatsamda benden daha deneyimsiz olana ve onun ders almasını istesemde,yaşamadan ve aynı yollardan geçmeden söylediklerimi anlamayacağını,
Artık Biliyorum; benim çok ufak yada çok önemsiz bulduğum herhangi birşeyin,bir başkası için çok anlamlı ve çok değerli olabileceğini,bu nedenle hiçbirşeyi ufak,önemsiz,anlamsız bulmamam gerektiğini,
Artık Biliyorum;İyi yemeğin,güzel dostların,keyifli sohbetlerin,iyi filmin,iyi kitabın ve iyi müziğin tadına varılması gereken küçük mutluluklardan olduğunu
VE ARTIK ÇOK İYİ BİLİYORUM; Mutluluğun hiçde öyle uzaklarda,biryerlerde,birşeylerde değil,
SADECE NEFES ALMAK'DA OLDUĞUNU...

12 Ekim 2010 Salı

Takık BEN : Renkli kapılar . . .

Bu aralar benden sıkça dekorasyon postları okuyacaksın,üzgünüm, pek bi taktım bu konulara,malum algıda seçicilik,başladı yavaş yavaş.
Renkli kapılara takmış durumdayım,kendi evimin kapısının renkli olmasını istiyorum,içeri girmeden önce bilmeli içeri girecek kişi,içerde onu nelerin beklediğini tahmin etmeli.Ev bile dışardan merak uyandırmalı bende,kimler yaşıyor burda dedirtmeli minicik bir detayla bile olsa o eve girmeyi istemeliyim,içindekileri tanımayı,onlarla sohbet etmeyi istemeliyim.
Hiçde önemsemeyiz onu ama aslında çok önemlidir,benden önce evime gelenleri karşılayan ilk şeydir
sokak kapısı,İçinde oturanlar hakındaki ilk fikri sokak kapısından edinirsin hiç tanımıyosan onları.Pas pas,zil,kapı süsü,posta kutusu,çöp kutusu,kapı kolu aile hakkındaki bilgileri fısıldar yavaşça kulağına,bu aile çok zevkli,çok özensiz,çok temiz,çok yaratıcı der sana, içeri girmeden önceki önbilgileri edinirsin zili çaldıktan sonraki bir kaç saniye içinde.Bazen o bi anlık zamanda edindiğin bilgiler bir önyargı olarak uçup gider avuçlarından,bazen ne kadar haklıymışım dersin içerdekileri tanıdıkça.
Ama eminim sende içeri adımını atmadan önce bilgi edinmek istersin beklediğin o kapıda . ..


Çocuk Ben : MUZ ve TARHANA

Çocuktum,sanırım okula başlamamıştım daha,küçüktüm.Sıkılırdım evde,tektim malum.Aşağıda oynamaya da inmezdim pek,ip atlamayı sevmezdim yada sek sek oynamayı,erkeklerin oynadığı birdir birdeydi gözüm,ama küçük kızlardık ya,oynamazdık,ayıptı,yakışmadı kıza birdirbir oynamak,kim karar vermiş acaba bu ayıplara,yakışmazlara,düşünürüm bugün hala.
Apartmandaki yan komşumuzun 3 kızı vardı.Daha yeniydik apartmanda,pek tanımıyorduk kimseyi.Balkona çıkmayı severdim,annem yanıma yiyecek bişeyler verirdi heycanlı bir film izler gibi izlerdim balkondan dünyayı.O izlemelerim sırasında tanıştım bu kızlarla,balkondan balkona.2 kız benden büyük biri ise küçüktü.
Ne yediğimi sordular bigün bana,şans işte o gün muz koymuştu annem tabağıma,muz dedim,muz yiyorum,biz hiç yemedik dediler.Durduğumu ve düşündüğümü hatırlıyorum ve sonra muzumun geri kalanını onlara fırlattığımı.Çok yakındı balkonlarımızın arası,elleriyle yakalayamadılar ama balkonlarına düşmüştü,aldılar yıkadılar ve yediler.Bense ,ne hissedeceğimi bilememekle beraber,biraz garip hissettiğime emindim.ertesi gün yine balkondaydım,onlarda geldi,bu sefer yalnız değillerdi,ellerindeki büyük tabak eşlik ediyordu onlara.tabaktan aldıkları birşeyi yiyorlardı,sert bişeydi,sesleri geliyordu çünkü,çiğnerken,Merak içindeydim,ama utanırdım ,soramazdım ben ne yiyorsunuz diye,zaten gerek de kalmadı sormama,'tarhana bu'dediler,'Maraş tarhanası',sonradan öğrendim maraşlı bir aileymiş yan komşularımız.İstermisin dediler,isterim dedim,attılar bana,yakaladım,yedim,ilk defa böyle bişey yemiştim farklı bir tatdı ama beğendim.Bizim Muz ve Tarhana alışverişimiz güle oynaya devam etti,artık onlar muzu bense tarhanayı biliyordum.Bu alışveriş bigün kapımızın telaşla çalmasına kadar devam etti,kızların annesiydi kapıyı çalan,bu muz kabuklarının balkonumda işi ne diyordu anneme,kızlarım söyledi senin kızın atıyormuş bu muzları balkonumuza,bense arkada dinliyordum suçlu suçlu,annemin haberi yokdu hiçbirşeyden,bana baktı,ben suskundum,anladı kadının dediğinin doğru olduğunu,Özür diledi ve banada özür diletti kadından.Ogünden sonra balkona tek ve elimde bir yiyecekle çıkamadım.ama kimse bilemedi kızlar ve benden başka o balkondaki muz kabuklarının ve tarhana kırıklarının gerçek amacını,biz o balkonda dünyanın hiçde adil olmayan koşullarını eşitlemeye çalışıyorduk küçük aklımızla,bilmediğimiz ve belki bilemeyeceğimiz şeyleri diğeride tatsın istemiştik,masum bir istekti bu,içinde kıskançlık yada üstünlük taslama yokdu,ama bu masum isteğide yine büyüklerin hiçde masum olmayan egoları mahfetti,arkadaş olabilecek 4 kızı sonsuza dek yabancılaştırdı.Annelerinin o hareketinden sonra o kızlar benim onlara,üstünlük tasladığımı düşündü,halbuki bende onlarda tatmin olmasını istediğimiz,masum meraklara sahiptik hepsi buydu.Biz hiç arkadaş olamadık sonra,onlar beni hiç sevmediler,hep kötü biri olduğumu düşündüler.Yıllar geçti annelerimiz görüştü,biz hiç arkadaş olamadık,düşünün büyükler unutuyor ama küçük çocukların bilinçaltında olanlar hiç silinmiyor,şimdi annemden duyuyorum Kızlar büyüyüp evlenmişler, çocukları olmuş,umarım annelerinin yaptığı hataları yapmazlar kendi çocuklarına,umarım muz ve tarhana masum kalır onların çocuklarının hayatında...

11 Ekim 2010 Pazartesi

Umutsuz BEN : Bazen yaşamaya zorlanıyorum...

  • Kendimi kelimelerle ifade edemediğimde,
  • Önyargılara maruz kaldığımda ve aslında hiçde düşündükleri gibi olmadığımda,
  • Bu dünyanın,iyinin ve iyi olmaya çalışanın değilde,kötünün ve kötü olmaya çalışanın dünyası olduğunu hissettiğim  anlarda,
  • Herkesi kendim gibi sandığım ve yanıldığım zamanlarda,
  • Parmağındaki yada kalbindeki yüzüğün anlamını unutan insanlarla karşılaştığımda,
  • Entrikalarla başa çıkmak zorunda kaldığım zamanlarda,
  • Negatif insanların dört bir yanımı sardığı zamanlarda,
  • Başka insanların mutsuzluklarına, mutlu olan insanlar gördüğümde,
YAŞAMAYA ZORLANIYORUM . . .

Hayran BEN : Neden sevdim seni MJ ?

  • Seni küçükken tanımıştım,Büyülenmiştim seni TV de ilk gördüğümde sanırım çocukkende iyi dansa aşık oluyordum.
  • Hayatımda aldığım ilk albüm seninkiydi,ilkokul 3 deydim sanırım,son hitini izleyip kasetçiye koşmuştum,hangi albümmüydü BAD...
  • Özgün olmanı sevdim kimsenin yapmadığını, yapamadığını yapmanı.
  • Mazlum olmanı sevdim,sen hiç büyümeyen bi çocuktun kimse anlamadı,zaten bundan yakalandın PETER PAN sendromuna yine anlamadılar,sübyancı sandılar seni.
  • Irkını sevmemekle ,teninden utanmakla suçladılar seni,hiç dinlemediler,estetikle beyazladı dediler,halbuki senin genlerinde neredeyse hiç rastlanmayan bi hastalıkla boğuştun yıllarca 'VİTİLİGO ve günden güne beyazladı tenin
  • Evet burnuna sayısız estetik yaptırdın ama kimse düşünmedi neden diye,pislik baban tüm çocukluğun boyunca dalga geçmişti burnunla,bilinçaltında yediğin dayakların ve burnunla geçilen dalganın izlerini taşıyodunn,belki kurtulurum sandın bu kompleksten,olmadı.
  • Öldüğündede konuştular arkandan,vücudu çok yaşlanmıştı,bitikdi dediler,ama yapılan araştırmalar 40 küsür yaşında bir erkek için harika ve çok sağlıklı bir bedenin olduğunu söylüyordu.
  • Çok yetenekli,şansız,yalnız,mazlum bi STARdın sen,anlaşılamadın,korkunç bi sevginin tam ortasında ama yapayalnız,çocukken seni ilk gördüğüm zamanlarda bir söz vermiştim,Seni tanımadan ölmeyeceğim MJ demiştim ama sen beni tanımadan öldün :,)(
  • Hala en sevdiğim ve en içimi sızlatan star'sın benim için,küçükken parmaklarındaki bantlara özenir bende yarabantları takardım kendi küçük parmaklarıma ,kalbindeki yarabantlarını göremezdim,büyüdükçe anladım.
  • Sayende moonwalk yapabiliyorum ama artık bi anlamı yok.
Bigün biryerlerde tanışıcaz senle,bu burda kalmamalı,bukadar olmamalı çünkü.
Seni Seviyorum MJ...

Kafası Karışık BEN : Vintage sever ama Futuristic Herşeye de bayılırım...

Benim iflah olmaz bir vintage,antika,retro,kitsch sever olduğumu artık bilmeyeniniz yoktur eminim.Zira geçmişin özlemi,dokusu,kokusu, sahip olduğum herşeyde etkisini gösteriyor,blogumda bile.
Ama biliyorsun birsürü çelişkiyide bünyesinde barındıran biriyim(biliyorum, tıpkı senin gibi:)
Alsana yeni bi çelişki,böylesi geçmiş sever bi vintage çılgını ,futuristic objeler,kıyafetler,evler sever mi ?
Sevmek ne kelime bayılırr,anlamıyosun biliyorum bende anlamıyorum ama oluyor işte.
Mesela kıyafetlerimde karıştırıyorum bu , iki biribirinin tam zıttı tarzı.Vintage bi çanta takıyosam mesela,futuristic bir güneşgözlüğü takıyorum.Bunun beni zamansız kıldığını düşünüyorum,hem geşmişte hem gelecekte oluyorum aynı anda ve buna bayılıyorum.
Kendi evim olursada eminimki bu iki tarz içiçe geçmiş olcak,ve ben o evin içinde her zamanda,her tarihte yaşicam,zamansız olucam...
Bugün tasarımlarına bayıldığım bir tasarımcı olan KARİM RASHİD'in design ettiği birkaç şeyi paylaşmak isityorum sizinle ;
Yarattığı tasarımlarda hem retro hem futuristic bi hava var.

Çok renkli olan herşeye BAYILIYORUM . . .

Nasıl muhteşem bir banyo,hem minimal,hem renkli,hem futuristic...


Ortadaki merdiven sanki gökyüzüne uzanıyor gibi

yukardaki fotoda KARİM RASHİDin tasarladığı bir otelin fotosu.

Yine aynı otelden cafeler,barlar,muhteşem bence...


son olarak onun tasarımı bir yatak,ben bayıldım doğrusu.

buda KARİM RASHID ...

8 Ekim 2010 Cuma

Nostalcik BEN : Parliament Sinema Klubü



BUNU EKLEMEK AKLIMA SONRADAN GELDİ NAPİM :) AŞAĞIDAKİ POSTA FON OLSUN SİZE :)

Mim'li BEN : Gün Geçmiyor ki yeni bir Mim ile Mimlenmeyeyim...

Yine yeni bir mim sevgili Doz Sever,biliyorum bıktın ama bide şurdan bak , sık sık okuduğun bu blogger hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyosun,neden kötü,Kimi okuduğunu biliosun yavaş yavaş, ama sakın mimleri okudukça vazgeçme beni okumakdan :) biliyorum vazgeçmezsin,amin.
Baş harfi Ğ beni mimlemiş ve benden soğuk kış günlerinde yaşadığım bir çocukluk anımı istemiş...
Kış benim en sevdiğim mevsim,yağmuru ve toprak kokusunu o karanlık kasvetli havayı çok severim biliorum çoğunuz nefret ediyosunuz ama işte bende güneşsiz günleri seviyorum,bana huzur ve mutluluk veriyor öyle günler,çiseleyen yağmur,cama vururken çıkardığı ses,üşümeyi bile seviyorum,soğuk zihnimi hep açık tutuyor sanki.Gelelim Mim konusuna,çocukluk anım deyince aklıma gelen ilk kış günü sahnesini paylaşmak isityorum sizinle,bu Sahneyi her hatırladığımda huzurun kokusu gelir yine burnuma,soğuğu sıcağa çeviren insanı sarmalayan o koku...

90'lı yıllar ve Günlerden pazar, her pazar olduğu gibi karnımda nedenini bildiğim ama tarif etmekde zorlandığım gıcık bir ağrı,nedeni mi? ertesi gün okul olması :) akşam yemeği yenmiş,oturma odasına geçilmiş.O zamanlar şimdiki gibi mi,fazla bir eğlencemiz yok,Bilgisayarımız,playstationumuz,bin kanallı TVlerimiz yok,annem babam ben küçücük oturma odamızdayız,soba yanıyor,ama ortamın sıcaklığı sobaya 'senin ne işin var burda yeaa' dedirtecek cinsten.Anneme oturma odamızda ütü masası eşlik ediyor,malum yarın kızının okulu,kocasının işi , onu bekleyen ve ütülemesi gereken gömlekleri,önlükleri var.Buhar! ütünün yaptığı o buhar kokusu burnumdan,sesi kulaklarımdan gitmez yıllar yılı.
Ve TV de lacivert bi fon ,pazar gecelerimizin tek eğlencesi,Bi ses bi kadın sesi,diyor ki ,
Am I really here in your arms
This is just like I dreamed it would be
I feel like we are frozen in time
And you are the only one I can see
And hey
I've looked all my life for you
Now you're here
And hey
I'll spend all my life with you
All my life
Parliament Sinema Kulübü Sunarr ;
Batman,Mask,Ghost Busters,Ghost,Problem Çocuk,Bak Şu Konuşana,Bak buda konuşuyor,Evde tek başına,
O pazar günlerinde girmiştir hep hayatıma
Reklam aralarında mutfakdan getirilen sıcacık kestane ve demli çay eşlik etmek ister bu Huzur kokulu pazarlara,kimsenin bi şikayetide olmaz zira .
Parliament Sinema Klübü SUNDU . . .

Sürreal BEN : MARK RYDEN ı love u ...

  • Ben bu adamın yaptığı sanata Aşığım.
  • Yaptığı sürreal,kocaman gözlü bebeklere,bilinçaltından eline yansıyan harika kompozisyonlara hayranım.
  • Bu adamın,yine aşık olduğum karakterlerden biri olan Michael Jakson'un içinde bir albüm kapağı tasarlamışlığı vardır.
  • The meat show, bunnies and bees, wondertoonel ve blood olmak üzere 4 adet koleksiyonu bulunuyor.
  • 'Gündüzleri uyumak,geceleri sanat yapmak içindir' özdeyişinin sahibi zat-ı muhteremin,kimselerle paylaşmadığı bir boyama tekniği var. Ve karşınızda MARK RYDEN ;
       
Resimlerdeki detayları kaçırmayın derim ben. . .

Küçük bi kız çocuğu için Barbie ne demek ? İşte bu resim herşeyi açıklıyor.

Arıların ve tavşanların çok ilginç varlıklar olduğunu düşünmesi neredeyse tüm resimlerine yansımışdır.
Havuçtan doğan tavşan,nasıl bir hayalgücüdür bu,beni benden alan ...
Buda dahi Mark Ryden,çalışma odasındaki detaylarda gözden kaçmamalı...


7 Ekim 2010 Perşembe

MİM'li Ben : 2 yeni mim ve doz karşınızda . . .

Yine Mimlendim,kim tarafından mı ? Profösör ve Tutsi tarafından.
Önce Profösörün Mimini yanıtlicam,

Konu:  Senin hayatında "Yedi önemli, ya da yedi ilginç şey"
"Mim" Benim için "Yedi önemli, ya da ilginç şey"


1.Garip rüyalar görürüm ve o rüyalarda olmaya bayılırım rüyaseverim ben.


2.Uyku ve uyanıklık arası olan o evrede inanılmaz yaratıcı fikirle gelir aklıma
üşenmesem kalkıp yazsam  belki bi mucitin blogunu okuyor olurdunuz şuan:)


3.Eski yıllarda bale yaptım.Hala spagat açabilirim.
4.Çocuklarla hiç çocuklarmış gibi davranmam ve konuşmam.


5.Uluslararası İlişkiler okumama rağmen THY hostesi olmanın
eşiğinden döndüm.Seçim yapmam lazımdı,ben başka bişeyi seçdim.


6.Eskiden,apartmanda düğüne giden herkesin saçını ben yapardım,
ellerim başarılı biraz sanırım :)


7.Çoğu zaman(şuurum yerindeyken)bardağın dolu tarafını görürüm.Sorunları
fazla büyütmem ve dert etmem.


Bu Mim ile mimlerimki;
8ex-en8
Tutsi
Dünya sana güzel kelebek


Gelelim sevgili Tutsinin,Mimine,

Konu: 1 gün içinde sevdikleriniz için yaptığınız şeyler nelerdir ?
Ben 1 gün içinde sevdiklerim için ne yaparım ? zor soru :)
Annem için bulaşık makinasını yerleştiririm,Pc başından kalkarım söyleniyor diye,
Onun canı yemek yapmak istemiyosa ben yaparım,Annemi sevdiğim için söylediği
herşeye ,eleştirilere katlanmaya çalışırım(odan dağınık,kalk şu bilgisayar başından,
yine sabaha karşı 5de mi yattın,sesini kısss şununn,ışığı kapat,çiçeklere su dök gibi:)


Babamı sevdiğim için,onu anlarım,fazla para harcamam:)
onla süperiz fazla bişey istemez benden bende ondan,severiz birbirimizi,anneni üzme der sadece :)
onlar için çocuğum görüyosunuz dimi :)


Sevgilim için,bi ülkeden başka bi ülkeye taşınabilirim,tavsiyelerini dinlerim,
Onu mutsuz edicek şeyler yapmak istemem.


Sevdiğim herkes için; elimden gelen herseyi yapabilirim,yapabilitem yüksekdir.


Bu mimlede Mimlerimki,


8ex-en8
Üsturupsuz yazar

6 Ekim 2010 Çarşamba

Felsefik BEN : O EV . . .

Hayatı BBG evlerine benzetirdim ben ,içime felsefe kurdu düştüğünden beri,hep bişeyleri bişeylere benzettim,benzeterek ve izleyerek insanları anlamaya çalıştım hayatı,varlığımı,kendimi tanımaya çalışma yolumdu bu.
Hatırlıyorum, BBG evleri moda olduğunda sanırım ben lisedeydim.İnsanları ve onların davranışlarını izlemeyi sevdiğimden ,harika bir programdı benim için.Kadın erkek ilişkilerini,büyük küçük iletişimini,insanların kavga ederken,mutluyken,üzgünken nasıl olduklarını,yalan söylerkenki vücut dillerini izlerdim.Çok tartışılan bir programdı BBG olmalımı olmamalımı diye,şimdiki evlilik programları gibi.Topluma kötü örnek olacak davranışlar sergilendiği söylenirdi,sanki toplum kendi kendine kameralar yokken bu kötü davranışları sergilemiyor gibi,gözler önüne serilince eksiklerimiz ,kötü davranışlar sergilemiş oluyoruz ama biz zaten bunları yapıyoruz günlük hayatımızda sadece gözümüze sokulmasın istiyoruz ,kafamızı kuma gömmek,kendimizi kandırmak 'biz harika bi toplumuz bunları biz yapmıyoruz ki ' demek kesinllikle daha tatmin edici katılıyorum.
Ama bizim de üç aşağı beş yukarı böyle olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor ne yazıkki.Bizde kavga ediyor,üzülüyor,entrikalar yapıyor yada entrikalara maruz kalıyoruz aynı o evlerde yaşananlar gibi.Bu nedenle dünyayı BBG evine benzettirdim eskiden,bizde bi evdeyiz şimdi,olaylar sıcak ,hayat akıyor,kızıyoruz,saçmalıyoruz,bağırıyoruz,yalan söylüyor,arkadan iş çeviriyoruz.Hırslarımız var tıpkı ordakiler gibi birinci  olmak isityoruz çeşitli konularda ama tıpkı onlar gibi bizde unutuyoruz, bizi İZLEYEN olduğunu.Tıpkı onlar gibi bizimde bir izleyenimiz var.
O evden çıkanlar,eski bölümleri,kendi davranışlarını ,yaptığı yanlışları,evden çıkıpda izleyince nasıl utanırlardı dün gibi hatırlıyorum,'şurda çok bağırmışım,şurda abartmışım,aa bu tavrımın hiç farkında değildim şimdi anladım' derlerdi zira yaşarken farkında olmak pekde kolay değildir,ama 'O EV'den çıkıncada iş işden geçmişdir,artık zaman geri sarılamaz,olan olmuş,yapılan yapılmıştır.
Umarım hiçbirimiz 'O EV'den çıkıp da hareketlerimizi izlediğimizde çok pişman olmayız,zira dönüş yoktur artık...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails