14 Ekim 2013 Pazartesi

Mutlu Ben : Kampta Veda Partisi !


Çok şey borçluyum Ben bu küçük kasabaya , güzel insanlar tanıdım , kendimle yeniden tanıştım, yalnız olmaya alıştım , yeni heycanlara bulaştım daha aklıma gelmeyen bi sürü şey ...
İşte tam da 3 yılın ardından buraya veda etmeye hazırlanırken , gönüllü işlerim sayesinde tanıştığım ve çok özliyeceğim güzel arkadaşlarım bana küçük bir veda partisi düzenlemişler :) burda geçirdiğim en güzel günlerdendi o kız kıza geçirilen kamp gecesi :) 
Kamp hayatına fazla alışık olmayan ben Yeni deneyimler edindim :) 
Av mevsiminde ormanda gezerken mutlaka Turuncu birşeyler giyilmesi gerektiğini , burda yaşayan insanların kaynak tüketimi konusunda bizden daha dikkattli olduğunu ( yağmur suyu biriktiriyor ve temizlik işlerinde onu kullanıyorlar ) yaşlanmanın eğlenme duygusunu alıp götürmediğini , herkesin iş bölümü yaptığını ve böylece hayatın daha da kolaylaştığına şahit oldum :) 

Evelyn'in güzel kamp evi Avize Eşinin avladığı geyiklerin boynuzundan yapılmış , güzel ama Av'dan hayvanların öldürülmesinden nefret ediyorum ! 

Bu ocakta ağır ağır pişmiş Geyik eti yahnisi akşam yemeğimizdi :)

Bu Evelyn :) Atv 'de kullandım onun hocalığı eşliğinde :) 
Evin üstünde ki koca solar paneli görüyormusunuz, herkesin terciği doğal kaynakları kullanmak !

Muhteşem bir göl manzarası vardı karşımızda 

Erkekler avladıkları hayvan kafalarını sergiliyorlar garajlarında :) biraz mağra adamı stili ama Vahşi hayat işte !

Sevdim bu şişeyi :)
Evin tamamını Evelyn ve kocası inşa etmiş , inanışmaz değil mi ? 

İşte böylece bir maceranın daha sonuna geldik :) sırada kiii :))
 Hepinize mutlu Bayramlar ! 













2 Ekim 2013 Çarşamba

İllegal Ben : Bi takım aksiyonlar !


Yaklaşık 15 gün sonra USA yollarına düşücez hayırlısıyla genşler , tabi bu #governmentshutdown durumlarından etkilenmezsek inşallah ! 
Bakalım Nevada da başımıza neler gelicek zira son Nevada ziyaretimiz de bir kaç trajikomik olay yaşamış ve bi an için hayatımın düşük bütçeli bir aksiyon filminden farksız olduğunu düşünmüştüm .
İlk hadise şöyle gerçekleşti , akşam yemeğimizi yemek için dışarı çıktık , Benim kullandığım kiralık arabamıza bindik neyse yemekler yendi birşeyler içildi filan, sonra otelimize gitmek üzere arabaya yöneldik kafalar hafif güzel tabi ( çok yanlış bişey siz sakın yapmayın kafa güzelken araba sürülmez:) 
Neyssse sen , Ben o kafayla arabanın farlarını yakmayı unutarak ilerle Nevada caddelerinde :) bi an aynadan arkamda beni takip eden bi araç fark etmemle aracın kırmızılı mavili beyazlı sirenini yakması bir oldu , "abooo sı.tım diyorum sevgilime :) " niye lann " diyo :) daaa farkında değil tabi aynada gördüklerimin ve saniyede kafamda yazdığım senaryoların :) aha dedim hapislerde çüricem kimbilir naptım ! Meğersem arabanın farlarını açmayı unutmuşsun, manyakmısın ! Demek için üşenmeyip takip etmiş canım polis . Elinde Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz o koca fenerle , arabaya yaklaşıp yüzüme ışık tutmalar ehliyet , ruhsat sormalar filan :) 
Ayy bi de bu şehir nekadar karanlık yeeaa diye diye sürüyordum arabayı, Allah beni kahretmesin afhjsglinkğş. :) 
Neyse bu hadiseyi hapislere düşmeden atlattık :) otelimize geldik sabah uçağımız var 5:30 da ama biz 4:40 da kulakları sağır eden bir yangın alarmıyla fırladık yataktan :-/ üstümüzü mü giyinelim , valizi mi kapatalım , aşağımı koşalım bilemedik, tabi herkes don gömlek fırlamış  çok afedersin :) Ben şöyle bir kolaçan ettim etrafı ne yangın gördüm ne yanık kokusu ve parlak Türk zekamdan (!) aldığım kuvvetle :) sakin sakin valizi hazırlamaya devam ettim sonuçta ben Türk' üm bana bişey olmaz :) nitekim kendini komik sanan iki Amerikalının eşek şakasıymış sabah bizi uyandıran :) Beni merdivenlerden valizle inerken gören bi asyalı adamcağız da  , oteli yangın yüzünden terk ediyorum sandı da yanlış alarm,yangın yok , gitmene gerek yok deyip durdu, kıyamam :) ben de dedim ben zaten gidiyorum cınım yangından kaçmıyorum:) 
Ayrıca 10 dakika da itfaiye ve ambulans otelin önündeydi valla biz de olsa , neyssse :( 
Hayatım düşük bütçeli bi aksiyon filmi demişmiydim :) popcornlarınızı alın ve beni takipte kalın :) 



25 Eylül 2013 Çarşamba

Öğrenci Ben : Kendime notlar !

Kaktüsler içinde çiçek olmak ya da Kaktüslere rağmen çiçek olmak , belki de bütün mesele bu !

Herkesin zamanı var unutma; senin de sıran gelicek ve senin de sıran geçicek , ikisini de mutlulukla karşıla.
Ertelediğin anında yapmadığın her iş yarın karşına daha da büyük ve daha da zor olarak çıkacak . erteleme.
Plansız gune başlama ama planlara takılıpta anın tadını cıkarmaktan korkma , planla yola çık ama kendini suyun akışına da bırak zaman zaman.
Aklına gelen her negatif şeyi pozitif olanıyla değiştir , bi müddet sonra aaa bi bakmışssın aklına gelen herşey pozitif!
Seçilmiş yalnızlığını ve özel alanlarını korumaya devam et ama insanlarla iletişim halinde olmayı da unutma .
Ev de olmaktan hoşlanıyorsun diye kendini eve hapsetme, unutma Hayat sokaklarda...
Şu utangaçlığını bi kenara bırak artık :) konuşurken insanların gözünün içine bak ! Dinlemediğini düşünüyorlar , herkes gerçek sebebi bilemez! 
Sancılıda olsa Ruhunun aynasına bakıp gerçeklerinle yüzleşmeye ve sevmediklerini değiştirmeye devam et , değişim hiç bitmemeli ! 
Bilmediklerinden korkma, korktuklarından kaçma , kaçmadığında göreceksin ki aslında korku filan yok , korku kafanda ! 
İstemekten çekinme, hayattan iste ! İstemezsen kimse vermeyecek , çağırmazsan gelmeyecek ! 

DOZ

Kırmızı Kapı ; hayatımızın 3 yılı ...
Not: yukardaki fotoğraflar yakında Evinden bahçesinden ayrılacak bi kadının gözünden Blogunda Arşiv niteliğinde bulunması amacı ile çekilmiştir , saygılar ! 

Not1: Dünün mutluluğu , 85 yaşındaki arkadaşım Roza'nın beni araması ve O çok merak ettiğim güzel İtalyan ekmeklerini beraber yapmak için beni çağırmasıydı !
Okura Not: Hayattaysa hala Ananen , babanen Dedelerin , deme ki sen hala Büyümedin , vakit varken vakit ayır onlara , bi sürü anı biriktirin beraber , bigün onlar gidince o güzel anılarla avutacaksın kendini ...
Taa taaaa :) biz yaptık ! 
Fırından çıkmış taze ekmek kokulu günler ...





19 Eylül 2013 Perşembe

Uykusuz Ben: Yollar ve Sonlar ...



Yola çık
hiçbirşey düşünmeden ve bakmadan ardına, sadece yola çık
Bırak kendini yola ,yol şekil versin sana
Sadece odaklan Sona , içindeki ses ve sen
Yola çık
Planlarını hesaplarını evde unut
Boş ceplerinde birikmiş bir kaç umut
Ve sen
Yola çık 
Korkularını yolda kaybet
İçinde büyüttüğün hayellerde ki heybet
Ve sen
Yola çık
En umarsız  halini takın , ardından bağıranları dinleme sakın
Boş sözlere kulak asmaktan sakın
Hayallerin ve sen uzun bir
Yola çık
Ruhunun penceresinden bak yola , emin adımlarla var sona
Vardığın sonda biraz dur ama 
Ve sonra yeniden uzun bir
Yola çık...

Doz 

Not: Dün gece yarısı aklıma giren bu satırlar uykumdan uyandırdı beni :) belki seni de uyandırır kim bilir , belki uyanır da yola çıkarsın ...
Yolculuklu günler ...

17 Eylül 2013 Salı

Mutlu Ben : Cup cake'li haftalar ...



Dün Yine ufak atraksiyonlar vardı biz de , iki arkadaşım ziyarete geldi , Onlara basit ama güzel bir sofra hazırladım .Artık bu kasaba da son zamanlarım ve tanıdığım, hayatımdan geçen bir avuç insanla geçirdiğim son vakitlerim , her anı , hafızama kaydetmeye çalışıyorum ...
Her zaman ki gibi  Menümüzde Türk yemekleri de vardı. Dünyanın bir yerinde , birileri Türkiye'ye hiç gitmeden , Tanıdıkları bir Türk sayesinde Kısır yiyor :) ıspanaklı börek yiyor :)  ve bu garip bir şekilde beni mutlu ediyor , deli miyim neyim :) 
Menümüz şöyleydi;

*Ispanaklı peynirli börek
* közlenmiş biberli , kuru domates ve cevizli kanepeler
*limonlu Cup cake ve red velvet cup cake
*Kısır
*Scottish Shortbread kurabiyeleri


Bunlar da Geçen hafta , Bridal shower için Yaptığım kurabiyeler ! 
Gelin ile Damadın Baş harflerinden gelin-damat yaptım :) nasıl ama? :) 
Bunlarda cake pops ve Cup cakeler :) 
Kutu süslemeye Ba-yı-lı-yo-rum ! 
Biz de bu hafta böyle geçti , yakında taşınma hazırlıklarımız başlicak  ve ben yeni maceralarla karşınızda olucam :)
Cup cake gibi günler diliyorum 











3 Eylül 2013 Salı

Western Ben: Az kaldı gitmelere...

Küçük bir moladan sonra yine geldim kürkçü dükkanıma :) Amerika' ya ev bakmaya gittik bir haftalığına . Yaşayacağımız yer hakkında ufak endişelerim vardı ama bu endişeler bu seyahat ile kayboldu :) Havasını memleketim kadar sıcak zannediyor ve Kanada da geçirdiğim üç yıldan sonra tekrar o sıcaklığa ve neme dönmeye korkuyordum ,Neyse ki korktuğum gibi olmadığını gördüm , tabi sadece bir haftalık bir deneyim oldu bizimki,umarım bu deneyim uzun vade de bizi yanıltmaz:) 
Küçük bir Cowboy şehrinde yaşamaya devam edicez artık , sokaklarda Cowboy şapkalı , cowboy çizmeli amcaların gezdiği , yollardan kuru çalıların yuvarlanarak geçtiği ,çöllerle çevrili bir film setinde gibiydim sanki :) Sevgilim Red Kit olmaya karar verdi , sanırım ben de Dalton kardeşlere Cv'mi bırakıcam ve yüksek  bir ihtimalle onlarla takılıcam :) 
Sürreal herseyi seven Ben Bu küçük Cowboy kasabasında hayal gücümüzün sınırlarını zorlicaz gibi görünüyor :) Şimdiden belirteyim bu blog bundan sonra yoğun bir şekilde Western Style etkisi altında kalabilir , sonra yok ben bilmiyordum , ay ben duymamıştım dinlemem :) 

Sokak sanatları Tüylerimi diken diken yapıyor , yardım için para atılan o küçük kutularına tüm paramı bırakıp kaçarak uzaklaşmak istiyorum .Dünya üzerinde çok yetenekli ama bunun karşılığını alamayan insanlar var ,çok iyi okullara gidemiyor , iyi anne babaların çocukları olarak doğamıyor şanslı azınlığa giremiyorlar , O harkulade hediyeleri olan yetenekleriyle beraber geçip gidiyorlar bu dünya üzerinden.
Kumdan heykeller , Toronto CNE fuarında sergileniyordu :) baktıkça dedim ki içimden " çocukken sahilde , kovalarla kumdan kale yapma işine biraz daha ağırlık verseymişim keşke " :) 
İnsanın içinde garip bi şekilde bir taşla o kumdan heykelleri yıkma isteği beliriyor ya da bilmiyorum bir tek ben de beliriyordur belki :-/ 
Toronto Cne fuarı , eğlenceli bir yer ...
Eski bir sınıf ...
Güneşli günler , Western öpücükler ...
Doz
















19 Ağustos 2013 Pazartesi

Mutlu Ben : Sürprizli Hayat !

Uzun zamandır yazmak istediğim güzel bir olay yaşandı geçenlerde , Yaşadım diyemiyorum çünkü ben yaşamadım annem yaşadı ama olayla dolaylı yollardan ilgiliyim :)
Efenim Hadise şöyle gerçekleşir , Annem ve Babam yılın büyük bir kısmını geçirdikleri Çeşmede ki yazlığımızdan , denize gitmek için yola çıkarlar. Sahilde uygun bulduklarıbir mekana , semsiyeleri, havluları ve kitapları eşliğinde konuşlanırlar.Sıra Denize girme kısmına geldiğinde , annem yanında , kendisi gibi ,Çeşmenin o soğuk sularına girmekte kararsız  genç bir Hanımefendi fark eder(Rabia) birbirlerine gülümseyip Suyun soğukluğu ile başlayan bir muhabbette bulurlar kendilerini . Muhabbet sudan birsebeple başlasa da yine suyun içinde çook güzel yerlere doğrudevam eder , nerden geldiklerini , ne yaptıklarını  anlatmatmaya başlarlar birbirlerine :) 
Hemen  bir parantez açarak, Anneme hiç benzemediğimi tam da bu satırlarda söylemek isterim Çok sevgili Dozsever , O nun için dünyanın herhangi bir  yerinde kendine arkadaş bulmak , bir sohbete başlamak , birine gülümsemek,  Tereyağından kıl çekmek kadar kolaysa benim için bu söylediklerimi yapabilmek Deveye hendek atlatmak x5 kadar zordur . Artık bunu benim Utangaçlığıma mı yabani kişiliğime mi , nemrut ve soğuk bir insan olmamamı verirsin bilmem , aslında tanısan seversin beni de işte tanıyana kadar ki süreç biraz sancılı :) 
Neyse efenim , laf lafı açıyor, hanımlar suyun içinde hem yüzüp hem sohbete devam ediyorlar derken konu birden bloglara geliyor, Rabia " benim bir blogum var " diyor :) annem de " benim kızım da bir blogger , adı da Doz Buyucusu" dıyor , Rabia ekliyor " aaa ben Doz Büyücüsünü biliyorum ve takip ediyorum" diyor , " Hatta yazlık evinizi ve detaylarını bile biliyorum " ( Eski postlarımda yazlık evi,detayları ve ev için yaptığım tasarımları paylaşmıştım merak edenleri buraya ve buraya alalım) Dünya bu kadar küçük işte :)Ben Kanada daküçük kasabamda hayata devam ederken Çeşme sahillerinde kulaklarımı çınlatıyor bazı hanımlar :) 
Neyse uzatmayayım , annem misafir ağarlamayı çok sever ( bu konuda benziyoruz) tatiliniz bitmeden mutlaka bize gelin , sohbet orda da devam etsin diyor . Bizim evde tekrar bir araya gelip hoşca vakit geçiriyorlar :) biz de Rabia ile mail yolu ve bloglar sayesinde haberleşiyoruz :) 
Rabia ' nın gerçekten HARİKA bir blogu var , beni tanıyanlar bilirler , kolay kolay harika demem bir şeye ama bu blog gerçekten bir harika :) Yaptıkları, el emekleri ve zevki beni mutlu ediyor bloguna her baktığımda . Hele yaptığı O TİLDA bebekler tek kelime ile ba-yı-lı-yo-rum ! Rabia'nın blogu ButikRabia mutlaka takibe alın ve yaptığı güzelliklere şahit olun :) 
Hayata teşekkür ediyorum  , zaman zaman böyle güzel sürprizlerle yüzümüzü gülümsettiği için Ve Rabia ' ya teşekkür ediyorum , ailemin gününün güzel geçmesine vesile olup beni mutlu ettiği için :) 
Rabia'nın , bizde geçirdikleri günün anısına çektiği ve blogunda yayınladığı fotoğraflarla bitireyim postumu :) 
Not: Rabia'nın bizimkiler için kaleme aldığı güzel yazı için buraya lütfen :) yüzümde bir gülüsemeyle okuyorum her seferinde :) 
Not 1: Fotoğrafların bazıları ise sevgili Babacığımın usta ellerinden :) 
Bu güzel , ortancaları getirmiş bize , Rabia ve Eşi :) 
Tabi evde çiçek seven bir tek annem değil :) Dozi de çiçek sever ama çoğunlukla yemeyi :)
uff annem döktürmüş yine ! 
Bunlarda bizden kareler :)
Şu beyaz güvercinleri , son ziyaretimizde sevgilimle beraber aldık :) ikimizmişiz , annem öyle diyor :) 

Fotograftaki kediyi bulun hadi :)
Balkonda ki o sofrada olmak şimdi :( 
Sallanan koltukta kitap okumak
Fotoğraflar için Sevgili Rabia' ya ve Babacık' a teşekkürler :)














LinkWithin

Related Posts with Thumbnails